Çömlekçi kupayı sağlam bir malzemeden hazırlayıp güzelce pişirmiş ki, kırılsa bile tamir edilebilsin ve kullanılmaya devam edilsin. Lakin kupamız bir değil, iki değil; kırıla kırıla bir hal olmuş. Çatlakları örtülemez olmuş. Bir şeyler içmek için kullanılamaz hale gelmiş. Ne yapalım kupamızla? Kullanışlılıklarını yitiren nesneler çirkinleşir mi?
Geleceği görmek insanlığın hayalidir. Sayısız düşünür, yazar, sanatçı bu hayalden etkilenmiştir. Ancak geleceği görmekten daha önemlisi günlük yaşamda geleceğin farkında olabilmek olsa gerek. Geleceği hayal etmekten çok, yaşadığımız anda geleceğin varlığı için alan açmak, farkında olmak yeterli oluyor bazen.
Yaşamlarımızın otomatize olarak gittiğini düşündüğümüz, bazen değil saatlerin, geçen günlerin bile farkında olmadığımızı söylediğimiz, sanki arkasından koşturarak yetişmeye çalıştığımız bir zamanın varlığından bahsettiğimiz bir dönem yaşıyoruz. Yaşanan tüm bu kovalamaca, aslında artık pek çok insandan duyar olduğumuz kendi içine dönüş ve arayış yolculuğunun bir aracı oluyor.