Bütünsel Sezgi
Sezgisel akıl kutsal bir hediyedir, Rasyonel akıl ise sadık bir hizmetkâr. Hediyeyi unutup, hizmetkâra saygı duyan bir toplum yarattık. Albert Einstein
Sezgisel akıl kutsal bir hediyedir, Rasyonel akıl ise sadık bir hizmetkâr. Hediyeyi unutup, hizmetkâra saygı duyan bir toplum yarattık. Albert Einstein
İrade kavramı hem gündelik yaşamımızda hem de bilimsel literatürde önemli bir yere sahiptir. Felsefe, hukuk ve din gibi alanlardaki “özgür irade” tartışmalarının ve nörobilimde son yüzyılda gözlenen gelişmelerin ışığında “irade eğitimi”nin önemi her geçen gün artmaktadır.
Yaşamımızda önemli bir dönüşüm yaratmak ve yeni bir bilinç seviyesini inşa etmeye başlayabilmek için öncelikle yapılması uygun olan, eski bilincin farkına varmak ve onun üzerimizdeki tesirlerinden, bir anlamda bağımlılıklarından özgürleşmektir. Eckhart Tolle, “uyanış, ne olmadığını bilmekle başlar” der. ‘Uyanmamış beni tanımak’ onun doğasını, yapısını bilmek, bizi onun kontrolünden özgürleştirir. Bu […]
Dünya ve insanlık olağanüstü bir dönüşüme hazırlanıyor. Asırlardır egemen olan inanış ve düşünüş tarzlarının, zihniyetin, anlayışın dönüşümü. Yeni bir düşünceye, yepyeni bir zihniyete doğru bir yöneliş bu.
Günümüzün önemli bir kısmını OTOMATİK PİLOT’ta yani aslında bilinçsiz yaşarız. Bu süreçte ne düşündüğümüze, hissettiğimize ve nasıl davrandığımıza dikkat etmeyiz.
Pek farkında olmasak da hepimizin bilmesi gereken gerçektir düşünce ve duygularımızın birbiriyle bağlantılı olduğu ve birlikte çalıştığı. Tıpkı bir elmanın iki yarısı gibi…
Dalay Lama dünyanın dört bir yanında konferanslar, seminerler vererek, akademik çalışmalara katılarak bu vizyonundan bahsetmekte, yeni düşünce ve davranış biçimlerine ihtiyacımız olduğunu ve bu süreçte insanlığın kutup yıldızının ise ŞEFKAT olduğunu söylüyor. Bu şekilde atacağımız tohumlarla ortak yarınlarımızın seyrinin değişeceğini ifade ediyor.
Hayata açılan penceremiz olan dikkatimiz, bir anlamda sahip olduğu işlev dolayısıyla bizi dünyaya ve diğer insanlara bağlar. Neye dikkat göstereceğimizin kararını vermek ne göreceğimizi veya görmeyeceğimizi, neyi fark edeceğimizi ya da kaçıracağımızı belirler.
Yaşamlarımızın otomatize olarak gittiğini düşündüğümüz, bazen değil saatlerin, geçen günlerin bile farkında olmadığımızı söylediğimiz, sanki arkasından koşturarak yetişmeye çalıştığımız bir zamanın varlığından bahsettiğimiz bir dönem yaşıyoruz. Yaşanan tüm bu kovalamaca, aslında artık pek çok insandan duyar olduğumuz kendi içine dönüş ve arayış yolculuğunun bir aracı oluyor.