İrade kavramı hem gündelik yaşamımızda hem de bilimsel literatürde önemli bir yere sahiptir. Felsefe, hukuk ve din gibi alanlardaki “özgür irade” tartışmalarının ve nörobilimde son yüzyılda gözlenen gelişmelerin ışığında “irade eğitimi”nin önemi her geçen gün artmaktadır.
Farkında olsak da olmasak da tüm eylemlerimizin, davranışlarımızın ve düşüncelerimizin arkasında değerlerimiz vardır. Değerler, insanın, kendini, yaşamı, içinde bulunduğu toplumu ve dünyayı tanıması için önemli veriler içerir.
Siz hiç korkuluk oldunuz mu? Ben oldum. Bir süre, her sabah aynı saatte. Sessizlikte saklı ifadeleri okumayı en çok onun gözlerinden öğrendim. Geldiği ilk sabah “Ürküyorum” dedi. Yine de birine güvenmek istediği belliydi.
Bilgileri paylaşmak çok değerlidir. Hayatın olağan akışında sık sık da yapıyoruz bunu. Bununla birlikte, hayatın içinden devşirdiklerimizi, farkındalıklarımızı, idraklerimizi paylaşmanın değeri tartışılmaz; bizi büyütür, zenginleştirir.
Yaşam sürekli bir şaşkınlıktır. Şaşırma yeteneğini kaybetmiş bir zihin donuk, kendi içinde dolanıp duran, koşulların uyarısına göre mekanik tepkiler veren bir anlayış halidir: tepkisellikle tapınma-tutunma arasında salınıp durur. Her insan düşünme ve sorgulama potansiyeline (bil kuvve) sahip olarak doğar; bu potansiyelin yaratıma (bil fiile) geçmesi ancak onun farkındalıklı gayretleriyle olabilir.