ÖZden SÖZler 02
Yazar: İnsanlık Güneşi Vakfı – 28 Ağustos 2016Seslendiren: Elif Berna KUTLUATA Fon Müziği: All the Seasons of George Winston / Living in the Country
Yazar: İnsanlık Güneşi Vakfı – 28 Ağustos 2016Seslendiren: Elif Berna KUTLUATA Fon Müziği: All the Seasons of George Winston / Living in the Country
Neredeyse insanlık var olduğundan bu yana kendini, çevresini, dünyayı, hayatı anlamaya, anlamlandırmaya, yorumlamaya çalışıyor insan. Sorular soruyor, ulaştığı yanıtları anlamaya, bütün içindeki yerini görmeye, yorumlamaya ve türeyen yeni sorular sormaya çabalıyor.
Çömlekçi kupayı sağlam bir malzemeden hazırlayıp güzelce pişirmiş ki, kırılsa bile tamir edilebilsin ve kullanılmaya devam edilsin. Lakin kupamız bir değil, iki değil; kırıla kırıla bir hal olmuş. Çatlakları örtülemez olmuş. Bir şeyler içmek için kullanılamaz hale gelmiş. Ne yapalım kupamızla? Kullanışlılıklarını yitiren nesneler çirkinleşir mi?
Herkesin içinde var olan özün, güneşin ufuktan doğuşu gibi, insan bedeninde doğuşunun adıdır manevi bebek. Manevi bebeğin doğuşu özümüzü fark etmeye başlamamızdır. İnsanın içinde kendi sonsuzluğunu anlama yolculuğuna çıkmasıdır. Manevi bebek bizim mükemmel yanımız, bizde var olan İNSAN’a ait parçadır. Bizim manevi çocuğumuz yani gönül bebeğimiz bizi olgunlaştıracak ve bir gün gelecek onunla eş olacağız. Ama önce manevi varlığımız doğmalı.
“Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez” W. Shakespare Arkadaş dediğiniz birbirinizin kalbine dokunabilme izni verdiğiniz, sessizliği paylaşabildiğiniz, kimi zaman ateşli, kimi zaman susarak sohbetler edebildiğiniz kişidir. Her zaman anlayamasanız ya da anlaşılamasanız da, bunu dert etmeyip birlikteyken birbirinizi anlama çabası gösterdiğiniz kişidir. Kendisinden emin olduğunuz, samimiyetle içinizi döktüğünüz ve o döktüklerinizi beraberce toplayabildiğiniz insandır. Onun yanında sadece kendiniz olabildiğiniz, onun da kendisi olabilmesine alan açtığınız, her yüzünüzü açabildiğiniz, kırma ve kırılma sınırlarının ötesine geçebildiğiniz, hatta bazen “naz” yapabileceğiniz kişidir. Yol arkadaşları bazı yolculuklarda önemlidir. Yolculuğu cennete de cehenneme de çevirebilir. Özellikle deniz yolculuklarında. Eğer fazlasıyla kendini merkez […]
Tüm hayatı boyunca insanların/insanlığın özgürlük ve bağımsızlığı için çalışmış, önüne çıkan tüm engelleri bilgi, bilgelik ve cesaretle aşmış bir liderin, ATATÜRK’ün kendi karakteri ile bütünleştirdiği ve bizlere örnek olduğu yüksek ideal yolunun ekseni özgürlük ve bağımsızlık. Peki, “özgür ve bağımsız olmak” gerçekte nedir? Karakteri özgürlük ve bağımsızlık olan insan ne hisseder, nasıl davranır?
İNSAN olmak bir büyük yolculuktur … Yaşandıkça çoğalan, çoğaldıkça paylaşılan, paylaşıldıkça anlaşılan bilgilerden örülür bu yol … Her an yeniden başlarmışçasına güçlü ve cesur olmayı ister … Bizlerin hayat yolculuğu içinde çoğu kez yaşadığı ama üzerinde durmaktan kaçındığı küçük duyguları önemli kabul etmemizi ister … Kendimizi önemsememiz gerektiğini hatırlatır … Övünmemize ve olduğumuzdan farklı görünmemize izin vermez. Uzunca bir süre ben demekten vazgeçirmek için eğitir bizi ta ki öz benliğimizi tam olarak tanıyıncaya kadar. Bu yüzden de bu yolun adı, taşı, toprağı İNSAN ‘dır.
Şekillerimiz, varlığımızın kısıtlı ifadeleridir. O yüzden yaşamak bedenlerimizin, duygularımızın ve düşüncelerimizin sürekli değişmesi ve dönüşmesi demektir. Bu değişime ve dönüşüme anlam ve yön katmak istiyorsanız, ezberlerinizden ve kurgularınızdan vazgeçmelisiniz. Yaşamayı taze tutan şeye “farkındalık” denir.
Hayata açılan penceremiz olan dikkatimiz, bir anlamda sahip olduğu işlev dolayısıyla bizi dünyaya ve diğer insanlara bağlar. Neye dikkat göstereceğimizin kararını vermek ne göreceğimizi veya görmeyeceğimizi, neyi fark edeceğimizi ya da kaçıracağımızı belirler.
İnsan olmak, fiziksel bir tanım, nicelik değil, kazanılması, keşfedilmesi ve yaşanması gereken bir nitelik meselesidir. Edinilmiş benliklerden sıyrılıp gerçek kendini bulma arayışıdır. Aranılan şeyin ne olduğu bilinirse o yarı yarıya bulunmuş demektir.