Kuşlar (videoM)
Kuşların özgünlüğü, özgürlüğü, oluşturdukları morfogenetik dans, birlik, bütünlük, tekillik halleri ve insana yolculuğunu hatırlatıyor
Kuşların özgünlüğü, özgürlüğü, oluşturdukları morfogenetik dans, birlik, bütünlük, tekillik halleri ve insana yolculuğunu hatırlatıyor
Hem yaşadığımız coğrafyada hem içimizde ‘faylar’ kırıldı, sarsılarak uyandık. Evlerimiz, şehirlerimiz yıkıldı, algılarımız yıkıldı, anlamlarımız çöktü. Bir vardık, bir yoktuk. Pek çok ‘canımız’ gitti. Büyük ‘sarsıntıların’ ardından şaşkınlık ve nasıl ortaya çıkacağı, nereye yöneleceği kestirilemeyen yoğun duygu durumları durulduğunda pek çoğumuz, sahip olduğumuzu zannettiğimiz anlam alanından daha derin bir ‘b […]
Sevgili insan, dünya öyle bir çığlık attı ki, sanki yıllardır içinde biriktirdiklerini dışarı salmak için. Biz buna “büyük felaket” dedik ve öyleydi de. Yaşanan ‘büyük felaket’ pek çok canı yaktı. Yaşayanların da tanık olanların da canı yandı. Ümitle ümitsizlik, çareyle çaresizlik, acı ile (her kurtulan insan haberleriyle) sevinç, isyan etmekle […]
Sevgili insan, dünya öyle bir çığlık attı ki, sanki yıllardır içinde biriktirdiklerini dışarı salmak için. Biz buna “büyük felaket” dedik ve öyleydi de. Yaşanan ‘büyük felaket’ pek çok canı yaktı. Yaşayanların da tanık olanların da canı yandı. Ümitle ümitsizlik, çareyle çaresizlik, acı ile (her kurtulan insan haberleriyle) sevinç, isyan etmekle […]
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde develer tellal, pireler berber olmadan önce, “İNSAN” henüz “insan” a inmemişken her şeyi bilirdi de bildiğini bilmezdi. Bilmeyi bilmek istedi, ne olduğunu anlamak, ne olmadığını bilmek istedi. O zamanlar “zaman” yoktu. Önce mekanı yarattı, zamanla sarmaladı. Sonra daldı içine. “Az gitmek, uz gitmek, bir […]
“Sen kimsin?” diye sordu bana. Ne kadar damdan düşer gibi geldi soru. Biraz alay eder gibi, biraz alan açar gibiydi sorusunun tadı. Bu soruyu bana mı sordu, yoksa bana bakarak kendisine mi sordu tam kestiremedim. Yüzü ve sesi bana dönüktü, üstüme alındım. Şaşkın gülümsedim … “Bu soruya hemen cevap vermem […]
Oturdum modern zamanların ‘post’una bir masal dokudum. Yükleyip mavi kuşun kanadına yollasaydım iyiydi ama “Twitter”ımız yoktu. Dokurken masalı bir türkü tutturdum, “twitine twitine bandım bedava mı sandın kafa verip aldım” diye.
İnsan bir yandan Dünyayı (doğayı, nesneleri, ilişkileri, yasaları) tanımlamaya çalışırken diğer yandan kendini tanımaya, tanıdığı kadar anlamaya ve gerçekleştirmeye de çabalamaktadır. İnsanın kendini tanıma ve anlama süreci’nin başlarında, dünyayla, doğayla olan ilişkisindeki gibi kendini önce beden olarak “tanımlayarak” işe başladığı söylenebilir. Tanımlama, tanımlananı nesneleştirir.
Neredeyse insanlık var olduğundan bu yana kendini, çevresini, dünyayı, hayatı anlamaya, anlamlandırmaya, yorumlamaya çalışıyor insan. Sorular soruyor, ulaştığı yanıtları anlamaya, bütün içindeki yerini görmeye, yorumlamaya ve türeyen yeni sorular sormaya çabalıyor.